çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2021 Cuma

Aya Merdiven Dayamak

Sıcak yaz gecelerinde pencerenin yanına yatıp,

Yüzümü okşayan tatlı tuzlu meltemle aya bakıp,

Tutkuyla dilerdim aya merdiven dayamayı,

6 Aralık 2016 Salı

"İsimsiz Şiir"

~~~
Çok güzelsin çocuk
Gözlerin bir yıldız kadar ışıl ışıl
Yüreğin tüm dünyayı saracak bir sevgi topu
Ellerin bir filiz kadar narin, saf ve temiz
Kök salacak toprak arıyorsun
Ben toprağım, bana gel!

19 Ağustos 2016 Cuma

Düşün ki bir çocuksun...


Düşün ki bir çocuksun. Babanla dışarıdasın. Belki de ilk kez seni iş yerine götürüyor, heyecanlısın. Babanın elini sıkı sıkı tutmuşsun, olacaklardan haberin var gibi...

16 Mayıs 2016 Pazartesi

İki Ağacın Aşkı

     

Ben çorak bir araziydim, yıllar boyu yalnız başımaydım. Biraz ileride kocaman heybetli bir dağ vardı. Kış gelir dağı kara doyururdu, yaz gelir tepedeki karlar tahtını korurdu. Yazın, çimenliklerimde rengarenk açan çiçekler olurdu eskiden, çok eskiden. Sonbahar olur, her yerim sarıya boyanırdı ama yıllardır kuraklık peşimi bırakmamıştı. Ben de umudumu kesmedim hiç, eskisi gibi yeşilleneceğim günleri bekledim. Önümde uzun ince bir yol vardı, gelip geçen arabaları uzaktan görürdüm. Arabada kimler var, nereye giderler, nereden gelirler merak ederdim. Onlara göre ben, sıradan bir araziden farksızdım. Gel zaman, git zaman yıllar yılları kovaladı. Mevsimlerden kış oldu. Günlerdir hava bulutlu, sürekli kar yağıyordu. Yanı başımdaki heybetli dağ beyazlar içinde  gözüme daha büyük görünüyordu. Yükü ağırdı ve bence o da günlerdir üzerinde duran karları taşımaktan yorgundu. Dört-beş gün boyunca aralıksız kar yağdı. Sonra bir ara güneş açtı, hava ısındı, karlar eridi, eriyen karlar dağdan bana doğru geldi ve benim üzerimdeki karları da eritti. Uzun yıllardan sonra suya doyduğumu hissediyordum yeniden. Hava yavaş yavaş ısınıyordu. Bahar geliyordu, acaba bu kez her yanım çiçek açacak mıydı diye düşünürken bayram sabahına uyanan bir çocuk gibi heyecanlıydım. Yeşermeye başladım yavaştan, papatyalar açtım. Arılar geldi ziyaretime ama bir insanoğlu durup da bakmadı bana. Arabalar geçip gitti yanımdan. Gözüm uzaklara daldı, dağın arkasından güne veda eden kocaman turuncu güneşi izlerken ileride iki tane toy fidan gördüm. Onları ilk kez görüyordum. İkisinin arasında nereden baksan bir metre bile yoktu. Hava karardı, yıldızlar gökyüzünü kapladı, cırcır böcekleri canlandı ve uzaktaki arabalar vızıldarken doğa uykuya daldı. 


9 Mart 2016 Çarşamba

Çocuklara Güven Aşılamak



Her zaman gözlem yapmayı seven biri olduğumdan, çevremde gördüğüm farklılıkları ince eler, sık dokurum. Farklılıkların farkına varmak isterim. Yine böyle zamanların birinde, çocukları olan bir aile dikkatimi çekti. Turistler belli, çocuk farklı bir ülkede yani dilini bilmediği bir ülkede ama kendisini anne-babasına bağımlı hissetmiyor. Çocuk (muhtemelen 8-9 yaşlarında) tek başına gitti, hamburgerini aldı, kasada ödemesini yaptı, yiyeceğini aldı ve yemeye başladı. Ee bunda ne tuhaflık var diyebilirsiniz, bence de yok, normal olan bu, fakat bir düşünün bakalım bizim çocuklardan kaç tanesini annesi babası olmadan alışverişini yapar? Mutlaka sizi çekiştire çekiştire kasaya götürürdü. Hatta biri ona soru sorduğunda ceketinizin arkasına saklanıp utanırdı. Bizimkiler kendini rahatça ifade edemiyor, ya da en azından ben bu sayının oldukça az olduğunu düşünüyorum. Bizim çocuklar biraz utangaç, biraz ürkek yetişiyor. Bu konuda tabii ki bizim "katkımız" da büyük. Nasıl mı?

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Biraz Tebessüm


Birazdan anlatacağım şey tam bir fıkra havasında, sonunda tebessüm etmenizi umut ediyorum :)

Aylardan Temmuz, günlerden pazartesi, ayın ise altısıydı. Adana'nın kavurucu sıcakları başlamış, insanlar olabildiğince evlerine kapanmıştı ama bazı insanlar vardı ki onlar dışarda olmak zorundaydı, çünkü kimisi çalışıyor, kimisi belediyedeki işini hallediyor, kimisi de pazara gidiyordu.

14 Ocak 2015 Çarşamba

Çocuklardaki Araştırmacı Ruhu Nasıl Yok Ediyoruz?

Hemen hemen hepimizin başına gelmiştir.
 Küçük bir ufaklık size soru sormaya başlar ve 
bu soruların ardı arkası kesilmez. Mesela;


-Bu ne?
-Vazo. 
-Bu ne?
-Kumanda. 
-Bu ne? 
-Of vazo dedim ya.



(Aradan bir kaç dakika geçer)

-Bu ne?

-Vazo, vazoo.



(Belki 1 saat sonra...)

-Bu ne? (Yine vazoyu göstererek)

-Of yeter artık soru sorma bana.