22 Ocak 2015 Perşembe

Apple Cookie in Turkish Style


Apple Cookie in Turkish Style

We have already know apple pie. 
How about apple cookie in Turkish style?

Today, I'm going to give the recipe, especially for
 my dear friend Neha :) Hope you like it...

(The recipe belongs to Oktay Aymelek, 
also known as Oktay Usta)

This recipe is f0r 8 people.

14 Ocak 2015 Çarşamba

Çocuklardaki Araştırmacı Ruhu Nasıl Yok Ediyoruz?

Hemen hemen hepimizin başına gelmiştir.
 Küçük bir ufaklık size soru sormaya başlar ve 
bu soruların ardı arkası kesilmez. Mesela;

-Bu ne?
-Vazo. 
-Bu ne?
-Kumanda. 
-Bu ne? 
-Of vazo dedim ya.


(Aradan bir kaç dakika geçer)

-Bu ne?

-Vazo, vazoo.


(Belki 1 saat sonra...)
-Bu ne? (Yine vazoyu göstererek)
-Of yeter artık soru sorma bana.


Prejudices!

Sometimes, we meet with people and 
we know nothing about them 
because it's our first meeting. 
When we get to know each other, 
we start having opinions about these people. 
Ideas grow up after the moment we meet. 
What if I say that you start having opinions 
as soon as you notice a person. 

13 Ocak 2015 Salı

Yazmak için yazdım!

Yazmak için yazasım var bugün!
Bugün ne sosyal mesaj içerikli bir şey ne de 
başımdan geçen bir olayı anlatmak için burdayım. Ruhumdaki yorgunluğu kelimerin ardına saklayarak yazmak ve bir nevi huzura kavuşmak için burdayım. Yazmayı sevmeyenlerin sanırım 
hiç tadamayacağı bir duygu bu. 
İnsanlara sürekli yazmayı öneririm,
 bu illa bir blog kur da oraya yaz demek değil. Mutsuzsun mesela al kalemini eline bir iki yaprak kağıt, başla içini dökmeye. Sanki bir arkadaşa anlatırmış gibi, sanki bir terapideymişsin gibi yaz.

1 Ocak 2015 Perşembe

Hayat!



Biraz alınganlaşır bazen insan,

küçük bir kelime yeter kalbini kırmaya ve yine küçük bir kelime yeter gönlünü almaya.

Kırgınlık dediğin nedir ki?

Bir gül, bir telefon, bir çikolata yeter aranızda köprü olmaya.

Sen yeter ki yapmayı bil, hatanı gör ve kabul et.

Özür dile.

Zor değil, iki kelime...

"Özür dilerim" 

Kırgın ayrılma kimseden, özellikle de sevdiklerinden.

Çünkü hayat kısa.

Çünkü hayat bir şarkı misali.

Başları anlamazsın ta ki ortalara gelene kadar.

Nakarat en güzel kısmıdır şarkının,

Hayatın nakaratı da orta yaşlara benzer, evlenip çoluk çocuğa karıştığın zaman gibi...

Zaman geçmek bilmez sanki hep öyle kalacak.

Bir bakmışsın çocuklar büyümüş, evlenmiş, torun torbaya karışmışsın, yavaştan anlarsın ömür bitiyor, ne kadar bitmesin istesen de...

İşte buna nakarattan sonraki kısım diyorum ben.

Şarkı biteceği zaman yavaştan sözler biter de sade müzik kalır ya bu da onun gibi işte evde eşinle yalnız kalırsın, çocukların gelsin diye beklersin hafta sonları...

Ola ki çocuklar uzaktaysa bayramları beklersin öyle ya.

İşte böyle hayat üç buçuk dakika süren bir şarkıya benzer.

Ya da şarkılar minyatürüdür hayatın.

Her şarkı gibi bir gün her hayat da biter.

Hayatta, hem bu dünya hem de ahiret için, iyi işler yapmış olmamız dileğiyle...

Tekrar Öğrendim.

Kaynak: http://www.picnear.com/kategori/hayvanlar/kedi/yeminlen-bezdim-:--(869)-1.jpg

Yeni yıla süper başladım (!)
Nasıl mı? Dur anlatayım.

Bugün tekrar öğrendim insanlara güvenmemeyi.
Sizin saf duygularla dolu kalbinizi nasıl avuçlarında parçaladıklarını gördüm ilk kez bu kadar net.
Ne geçiyordu insanın eline birini kandırınca?
Bu ona oyun gibi mi geliyordu?
Eğlenceli miydi?
Gözünün önünde sen ona bakarken kandırıyorlardı seni, 
en acı tarafı da senin kandırıldığını sana hissettire hissettire devam ediyorlardı bu kirli oyunlarına.