19 Ağustos 2016 Cuma
16 Mayıs 2016 Pazartesi
İki Ağacın Aşkı
Ben çorak bir araziydim, yıllar boyu yalnız başımaydım. Biraz ileride kocaman heybetli bir dağ vardı. Kış gelir dağı kara doyururdu, yaz gelir tepedeki karlar tahtını korurdu. Yazın, çimenliklerimde rengarenk açan çiçekler olurdu eskiden, çok eskiden. Sonbahar olur, her yerim sarıya boyanırdı ama yıllardır kuraklık peşimi bırakmamıştı. Ben de umudumu kesmedim hiç, eskisi gibi yeşilleneceğim günleri bekledim. Önümde uzun ince bir yol vardı, gelip geçen arabaları uzaktan görürdüm. Arabada kimler var, nereye giderler, nereden gelirler merak ederdim. Onlara göre ben, sıradan bir araziden farksızdım. Gel zaman, git zaman yıllar yılları kovaladı. Mevsimlerden kış oldu. Günlerdir hava bulutlu, sürekli kar yağıyordu. Yanı başımdaki heybetli dağ beyazlar içinde gözüme daha büyük görünüyordu. Yükü ağırdı ve bence o da günlerdir üzerinde duran karları taşımaktan yorgundu. Dört-beş gün boyunca aralıksız kar yağdı. Sonra bir ara güneş açtı, hava ısındı, karlar eridi, eriyen karlar dağdan bana doğru geldi ve benim üzerimdeki karları da eritti. Uzun yıllardan sonra suya doyduğumu hissediyordum yeniden. Hava yavaş yavaş ısınıyordu. Bahar geliyordu, acaba bu kez her yanım çiçek açacak mıydı diye düşünürken bayram sabahına uyanan bir çocuk gibi heyecanlıydım. Yeşermeye başladım yavaştan, papatyalar açtım. Arılar geldi ziyaretime ama bir insanoğlu durup da bakmadı bana. Arabalar geçip gitti yanımdan. Gözüm uzaklara daldı, dağın arkasından güne veda eden kocaman turuncu güneşi izlerken ileride iki tane toy fidan gördüm. Onları ilk kez görüyordum. İkisinin arasında nereden baksan bir metre bile yoktu. Hava karardı, yıldızlar gökyüzünü kapladı, cırcır böcekleri canlandı ve uzaktaki arabalar vızıldarken doğa uykuya daldı.
24 Nisan 2016 Pazar
Kulaklarımdaki Dünya
Çok sıcak bir yaz günüydü, bacaklarım titriyordu. Hemen bir yere oturmalıyım dedim kendi kendime. Deniz kenarına yakın bir yerde bir bank buldum, başımı yukarı kaldırdım, bir süreliğine gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım. İlk kez ciğerlerime dolan oksijeni, temiz havayı hissettim.
Ferahladım. Bir kaç
kere tekrarladıktan sonra, denizin üstündeki martıların sesini
duydum. Ağaçta, hemen başımın
üzerindeki kuşların cıvıltısını duydum, huzurlu bir şekilde
şarkı söylüyorlardı. Denizdeki dalganın sesini duydum. Biraz yosun
kokusuyla güneyden gelen rüzgarı hissettim. Güneş tenimi yaktı ama aldırış
etmedim. Anın tadını çıkardım.
Etiketler:
açlık,
aşk,
bebek,
doğum,
dünya,
elmalı şeker,
esra kurtuldu,
hastane,
hayat,
kuş,
martı,
ölüm,
yaşam savaşı
20 Nisan 2016 Çarşamba
The World In My Ears
A very very hot day in summer, I was trembling on my feet. I should have found a seat, I talked to myself. I've got a bench near the seashore, I've upraised my head to the sky, and closed my eyes for a while, breathed deeply. For the first time, I could feel the oxygen, the fresh air filling my lungs. I felt refreshed. After repeating a few times, I heard seagulls up to the sea. I heard the birds up to my head on the tree, they were singing peacefully. I could hear the washes of the sea. I could feel the warm wind coming from the south with some algae smell. The sun burned my skin, but I didn't mind. I enjoyed the moment.
Etiketler:
apple,
apple candy,
baby,
bird,
black,
blonde,
boy,
candy,
candy apple,
death,
english,
english story,
esra kurtuldu,
fresh air,
girl,
life,
sea,
seagull,
short story,
summer
9 Mart 2016 Çarşamba
Çocuklara Güven Aşılamak
Etiketler:
aile,
Budapeşte,
çamur,
çocuk,
çocuklarda güven,
esra kurtuldu,
farklılık,
güven,
güvenmemek,
kültür,
Macar,
Macaristan,
özgüven,
Türk,
Türkiye,
yaramaz
9 Kasım 2015 Pazartesi
An Autumn Day
Etiketler:
autumn,
brown eyes,
dram,
esra kurtuldu,
fall,
leafs,
love,
me,
memory,
people,
rough winds,
sad ending,
smiling eyes,
street,
you
8 Kasım 2015 Pazar
Pencerendeki Mevsimler
Etiketler:
anı,
esra kurtuldu,
hatıra,
hayat,
insan,
kendini bulmak,
mazi,
mevsim,
pencere,
sonbahar,
yaz
28 Ekim 2015 Çarşamba
Bir Küçük Gülümseme
Dikkat, Viyana İçerir! :)
27.10.2015, Salı
Museum Quarter'dan çıktık, trene yetişmemiz lazım. Mariahilfer straße'den hızlıca gidiyoruz, baktık olmadı biraz da koşuyoruz, yol bitmiyor, zaman azalıyor. Tabana kuvvet diyerek biraz daha hızlandık, olacak gibi değil. Yol kalabalık, cadde ışıklarla dolu, dükkanlardan şarkı sesleri yükseliyor, hava kararıyor. Bana Taksim'i anımsatıyor.
Etiketler:
avusturya,
erasmus,
esra kurtuldu,
gülümseme,
güzel bir gün,
hayat,
mutlu anlar,
tecrübeler,
viyana
6 Temmuz 2015 Pazartesi
Biraz Tebessüm
Birazdan anlatacağım şey tam bir fıkra havasında, sonunda tebessüm etmenizi umut ediyorum :)
Aylardan Temmuz, günlerden pazartesi, ayın ise altısıydı. Adana'nın kavurucu sıcakları başlamış, insanlar olabildiğince evlerine kapanmıştı ama bazı insanlar vardı ki onlar dışarda olmak zorundaydı, çünkü kimisi çalışıyor, kimisi belediyedeki işini hallediyor, kimisi de pazara gidiyordu.
Etiketler:
adana,
biraz tebessüm,
çocuk,
esra kurtuldu,
küçük çocuklar,
merak,
meraklı,
mersin,
soru soran çocuk,
sorular,
tren,
yolculuk
11 Mayıs 2015 Pazartesi
Life is all about waiting!
Even you're a little baby,you're hungry
and you wait for your mum.
You wait to be breastfed by your mum.
Then you grow up,you start school.
To go to school,
you wait your mummy or daddy.
you wait your mummy or daddy.
You grow up a little,
Etiketler:
always you wait,
birth,
death,
esra kurtuldu,
fruit,
life,
morning,
night,
plant,
time,
time cure,
time heals,
time medicine,
wait,
waiting
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







