Duruyordun yine o pencerenin pervazında,
Yine mi aynı düşüncelere daldın yoksa?
Unut artık şu herifi, kaç kere dedim sana Seniha?
Duruyordun yine o pencerenin pervazında,
Yine mi aynı düşüncelere daldın yoksa?
Unut artık şu herifi, kaç kere dedim sana Seniha?
Uzatmış bal rengi tüm saçlarını camdan aşağı,
Sağ omzunun üzerinden öne doğru akıyor,
Salınıyor rapunzel misali rüzgarda hafif hafif,
Sol kolunun üzerine yatmış belli ki onu kendine yastık yapmış,
Sağ eli ise denizlik kenarındaki sınırın üzerinde geziniyor,
Anlaşılan o ki yine derin düşüncelere dalmış,
Gökyüzü mavisi gözleri sanki biraz dumanlı,
Piyano çalar gibi hareket ettiriyor sağ elinin parmaklarını öylesine naif,
Bir sokağın sonunda öylece yapayalnızsın
Etrafın binalarla çevrili ama bir başınasın
Kimisine göre egolu kimisine göre kabasın
Gün aşırı Haliç'i izlesen de yine de açılamazsın
Ne de olsa sen Galata'sın!
Hani bazen bir şey için çok büyük arzu duyarız, hemen olsun, sadece o olsun isteriz. Sonra birden belki uzun bir bekleyişten, belki anlaşılmadığınızı hissettiğimizden ya da farklı durumlardan dolayı hevesimiz kalmaz, bir zamanlar çok istediğimiz o şeyi artık istemeyiz, bu duyguyu anlatacak kısa bir şiir denemem olmuştu. Genelde farklı duygu ve durumları şiire aktarırken "aşk"ı bir araç olarak kullanırım, yine bu denemelerimden birini daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Arşivde bunu da buldum, o zaman yazılarım kaybolmasın diye daha çok kendimi tatmin amaçlı yazı ve şiirlerimi paylaştığım bu blogda bu şiirime de yer vermeliyim ki boynu bükük kalmasın dedim...
Eski bir şiirimi buldum o zaman neden paylaşmayayım ki? :)
Tam buradasın işte,
Sözün bittiği yerde,
Kelimelerin boğazında takılı kaldığı o anda,
Su içsen yutamayacağın,
Konuşsan sesinin çıkmayacağı,
Tam buradasın işte.
O yerde.